Bir Yoga Günlüğü III: Gün 24

Sevgili sangitom,
Oldukça uzun, koşturmalı, ıslak, neşeli ve biraz da yorucu bir günün ardından merhaba. Evet çok neşeliyim bugün. Sabah 4:45’te alarm çalınca zınk diye kalktım yataktan. Bugün etüt günü! Sıkıysa ertele alarmı. Daha telefona elimi uzatırken bir süpermen edasıyla yataktan çıkmıştım. (Hayal ettiğim uyanma sahnesi)

Minibüs caddesine yaklaşık 15 saniyelik bir uzaklıkta oturduğum için sabah erken saatteki derslere gelirken dolmuş beklediğim çok az olur. (İstanbullular, lütfen sarılar dolmuş maviler minibüs muhabbeti yapmayalım. Dolmuş dolmuştur.) Ama yaz diye mi bilmem, bir tenhalık vardı caddede, yaklaşık 15 dakika dolmuş bekledim. Gelense tıklım tıkıştı. Sabahın erken saatlerinde dolmuşlarda enteresan bir hava oluyor. Bu garip saatin yolcuları bir şekilde birbirine kenetlenmiş, sabahın bu bıçak açmayan saatlerinde bile sürekli bir selamın aleyküm aleyküm selam alışverişi. Trafiğin yoksunluğu ve şafak vaktinin sattvikliğinden mi bilmem, yolcularla şöför bile farklı bir iletişim içinde. (Evet, iletişim). Gündüz ve gece vakitlerinin sırtlan dolmuşları sabahın erken saatlerinde uysal bir kedi gibi. Üstelik servis mantalitesiyle işliyorlar ve her sabah aldıkları yolcu yerinde yoksa endişelenip bekliyorlar. Bazısı yani. Arayıp telefonla haber verenini bile gördüm ben yaklaştım diye. Enteresan bir kavim, bu dolmuşçular kavmi. Sabah 6’ya kadar bindin bindin. Ondan sonra her seferinde canını emanet ettiğin bu toplu ulaşım şekli üzerinden bir özdeğer hesapla(ş)masına kapılmamak kaçınılmaz. Kıtlık mantalitesiyle yaşadığım dönemlerden yadigar ölürüm de taksiye binmem mottom yüzünden saatte yüzle giden dolmuşlarda kesin bugün öldüğüm gün diye panik atak geçirirken senin canın iki lira yirmibeş kuruş mu be kadın! diye kendime kızdığım çok olur. Artık kendimi zengin hissetmek istediğimde bir yerden bir yere gideceğim zaman taksiye biniyorum, bu gün kendimi bu küçük sürprizle şımarttım diye de pek keyifleniyorum.

Sözünü ettiğim bu kıtlık mantalitesi bizim ailenin genetik koduna çivi yazısıyla işlenmiş gibidir, çoook eski kuşakların mirasıdır. Ben çocukken evde kısaca TT kod adla bahsettiğimiz, ‘Tasarruf Tedbirleri’ adı altında, nasıl diyeyim, aile içi bir tüzüğümüz vardı. Bu tüzük yürürlülükte olduğu zamanlarda evde kullanılmayan bütün ışıklar, bütün sular itinayla kapatılır, gereksiz harcamalardan kesinlikle kaçınılırdı. Ablam özellikle bu ışık kapatma işinde çok iyiydi. Bir keresinde hatta neden bilmiyorum benim odamın kapısı kapalı kalmış, ablam da yine bütün ışıkları söndürmüş, gecenin karanlığında odamdan içeri giriyorum diye adım attığımda kapının bombeli tokmağı gözüme çarpmıştı da günlerce gözüm mor gezmiştim. Kapı tokmağı boyundaydım o zaman. (Yazıyı okuyorsan, öpücükler sana 🙂

Demem o ki, çok iyiyizdir bu tasarruf konusunda. Tasarruf koşulları ortadan kalksa da tedbir bakidir. 800 sene yaşayacakmış gibi plan yapar ve 800 sene idare edecek erzak ve paranın güvenlikte olduğundan emin olmadan rahat uyku uyumayız. Ne zaman 800 senenin refahı cepte, o zaman taksiye binilebilir. Ama hayat bu belli olmaz, yarın beş parasız sefil de kalabilirsin, onu taksilere binerken düşünecektin.

Tasarrufperverliğin bir yan ürünü olarak kıyamet senaryosu hesaplamakta da oldukça iyiyizdir. Bu hesaplamaları tutturamadığımız her sefer için sırtımızda bir kırbaç şaklatırız. Ekseriyetle tutturamayız. Çünkü aslında hiçbir zaman durum o kadar da korkunç olmaz; ama kendimizi hazırladığımız o korkunç son gerçekleşmediğinde doğru dürüst sevinemeyecek kadar yıpranmışızdır. Onun yerine bir gözü kısıp uzaktan uzaktan durumu keser ve bu sefer de iyi yırttık, gelecek sefere kesin işler kesat diyip önlemleri iki katına çıkarırız. (Double the guaaaards!) (Anne, Bobo, yazıyı okuyorsanız size de öpücükler 🙂

Bu kıyametşinaslığımızdan olsa gerek, bana mesela yeni bir fikirden söz et, onun nasıl yapılabileceğine dair beş tane fikir sayamam ama neden yapılamayacağına dair seksen tane sebep sıralarım. Tam bir Buzz Killington’ımdır yeri geldiğinde. Genelde kendi şahsi işlerimi de katiyen olmazmertebesinden ittir kaktır du bakalım olabilir‘e, oradan olacak galiba‘ya, sonunda da şenliksiz bir aa oldu‘ya terfi ettirerek yaşarım. (Not Impressed mimini bildiniz mi?)

Neyse yaa!

Etüt dersi. Sınıf gelmeden kendi yogamı yaptım. Oldukça kalabalıktık bugün. Sanghacığımı çok özlemişim. Dersi bitirdikten sonra oturduğumuz yerde sohbet ediyorduk ki İstanbul Gotham City’e bağladı. Yağmurdan karşı evin damı görünmüyordu. Baktık duracak gibi değil, koştur koştur Manolya Pastanesi’ne attık kendimizi kahvaltıya. Kahvaltıda Özgür bize katıldı. Otururken kuruduk, sonra koştur koştur geri Envai’ye gittik. Envai’yi de su basmış. Sonra Fatma geldi! Mekanla beraber biz de kuruduk, saatlerce oturup çene çaldık, sangha’nın ne mükemmel bir şey olduğundan bahsettik. Sonra geri stüdyoya döndüm. 10’da gelmesi gereken elektrikçi saat 1’de geldiği için özel dersime geç kalma telaşı bastı. Sağolsun biz ustaları içeri aldıktan sonra Aziz başlarında durdu da ben de dersime yetişebildim. Sağol Cleveland!

FullSizeRender.jpg

Foto Credit: Aslı Su

Özel derse gittiğim öğrencim geçen sene Mayıs ayında birtakım tesadüfler sonucu hayatıma girmişti. O zaman 16 haftalık hamileydi. Şimdi ufaklık 8 aylık oldu! Saçları da uzamış, Elvis Presley gibi olmuş. O gülücükler saçarak mamasını yerken ben de hayranlıkla bu minik insan yavrusunu seyrettim. Oradan çıktığımda, istisnasız her seferinde olduğum gibi dinlenmiş ve mutlu hissettim. Baktım saat 5’te İdo yok, 5.30’daki karaköy-bostancı’ya yollandım. Bir popülermiş bu hat! Umarım kaldırmazlar. Blog yazılarını okumak için ideal bir zaman oluyor.

3 saattir toparlayamadığım bu yazıma artık bir son vereyim. Motor’da aklıma düştü, bugünün fon müziği olarak buraya da düşsün madem.

Selam olsun Sangha’ma!

Reklamlar

Bir Yoga Günlüğü III: Gün 24” üzerine 4 yorum

  1. Okurken acayip güldüm:)) Bizim ailede tam tersi:) “Yarın yok” gibi yaşar:) Çılgın kararlar almakta üstümüze yoktur. Bunu yazarken uzun zamandır çılgın kararlar almadığımı farkediyorum:) Rüzgar beni ne çok değiştirdi!! Yazacak, paylaşacak ne çok şey var!!

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s