Bir Yoga Günlüğü III: Gün 1

Bu yakıcı Bayram gününden merhaba! Sanırım bayram kutlayan son jenerasyonun içindeyiz. Bizim aile çok çekirdek olduğu için bayramlar oldum olası bana pek bir şey ifade etmemiştir. Öyle bir toplaşma, özlem giderme, bir araya gelme gibi kavramlar ihtiva etmez, daha ziyade bir görev olarak aranması gereken büyükler ve Ankara’da yaşadığımız vakit yapılan zorunlu ziyaretler olarak aklıma kazınmıştır Bayram kavramı. Maalesef benim için durum böyle. Ama sizin yine de bayramınız kutlu olsun sangha! Dilerim can-ı gönülden sevdiklerinizle bir araya gelme fırsatı yakaladığınız bir zaman dilimi olur bu.

Bugün heyecanla yogama döndüğüm gün olacaktı, ama kalçam yine geçit vermedi. Bir ara o kadar duygusallaştım ki can sıkıntısından ağlamaklı oldum. Ya geçmezse? Ya hep böyle kalırsa? Ya daha kötü olursa? Sonra dedim sakin ol, nefesine odaklan, vücuduna güven, yogaya güven.. Arada poz yemeden dairesel seriyi tamamladım. Yogamın başına ayaktaki ısınmaları koyduğum için sessiz oturuş kısmını sona bıraktım. Daha doğrusu yogamın ortasına geldiğimde oturuşla açmadığımı fark ettiğim için sonuna ekledim. Yıllardır hep samapada’da başlayınca yeni ayın niyetlerine bir an adapte olamamış beden. Kalçadaki hislere göz kulak olarak hareketleri yaptığım için yavaş, sakin, varlık dolu bir yoga oldu. Yerdeki hareketlerin en sonunda sessizce otururken aklıma David Hoca’nın söyledikleri geldi. Siz düşünceleriniz değilsiniz. Düşünceleriniz geçip gittiğine göre, ve siz o düşüncelerle beraber bir yere kaybolmadığınıza göre, o zaman siz düşünceleriniz değilsiniz, içinizde düşüncelerden öte, onlardan etkilenmeyen bir yer var. Bunları İngilizce konuştuğumuz için onun sesiyle beraber orijinal haliyle geldi sözler zihnime ister istemez. Ben de içimden tekrar ederken buldum kendimi, I am not my thoughts, I am not my hip joint. Om ham sa, so ham. Ayça’nın geçen yazısında yazdığı gibi insanın yarası neredeyse kalbi de orada atarmış. Gerçekten de bütün yoga boyunca tek hissedebildiğim şey kalçamdaki zonklamaydı.

Şimdi sakinledim biraz.

İyi ki varsınız sangha. Kendinize iyi bakın!

Not: Bugün 28günyoga blogumuzun ilkelerine dair bir yazı daha yayınladım. Tüm yazarlarımızın okumasını rica ediyorum.

Reklamlar

Bir Yoga Günlüğü III: Gün 1” üzerine 7 yorum

  1. Merhaba sevgili Pınar 🙂
    Sosyal medya detoksuna destek olmak adına yorumumu buraya yazmak istedim.
    İkinci kez senin çağrınla tekrar #28günyogaya katıldım. Dün sabah sadece ısınma serisi ve güneşe selamlarımı yapıp tamamladım. En baştada 5 dk kadar nefes farkındalığı yaptım.
    Tatildeyken kendi yogamı yapacağım esnada etraftaki eş dost bize de yaptır diye gelince ısınmadan onlara güneşe selamları göstermiş, bu sırada esen rüzgarın da etkisiyle kendimi saktlamıştım. Sakrum bölgemde sol tarafta bir ağrı başladı. 2 haftadır da kendini hissettiriyor sürekli. Dün yogamı yaparken daha şiddetli nüksetti. Daha önce de aynı ağrı sakrum bölgemin sağında olmuştu. Doktora gittiğimde öne katlandığım pozları yapmamamı önermişti. Bedenini dinleyen biri olarak ben de farkındayım aslında pashimottanasana ve uttanasana gibi pozların iyi gelmediğinin. Zaman içinde bir rahatlama gelse de o pozların içindeyken bir süre yogaya ara verip tekrar başladığımda beni her zamana çok zorluyorlar. Bir yandan bu pozların beni neden bu kadar zorladığını da merak ediyorum. Konu sadece fiziksel olmasa gerek.
    Çok uzun bir yorum oldu 🙂
    Sana yazmasam da sürekli takipteyim Pınar. Güzel bir şey yapıyorsun. İyi ki yapıyorsun.
    Sevgiler…

    Liked by 1 kişi

  2. Damlacığım, yeniden hoşgeldin! Çok teşekkür ederim sosyal medya detoksuma desteğin için. Öncelikle geçmiş olsun çok. Kas tutulmaları veya minik kas incinmeleri olduğunda ufak ufak hareketlerle orayı ısıtmak bazen iyi gelebiliyor ancak sakrum, diz, kalça gibi karmaşık eklemlerde bir sorun olduğunda bazen bir süre dinlendirmek daha iyi oluyor galiba, benim de şu an öğrendiğim bu. Onun haricinde de bir pozun bizi zorlamasının pek çok sebebi olabiliyor. Senin dediğin gibi sadece göze görünen fiziksel katmanla da ilgili olmuyor bu zorlanma, kafada veya bakış açısında bir şeyler değiştiği zaman poz da değişmeye başlıyor ilginç bir şekilde. Zaman hep ilacı, göreceğiz neler getirecek! 28günyoga bloguna arada bir de olsa yazmak ister misin? Böylelikle başkaları da mahrum kalmamış olur diyeceklerinden. 🙂

    Beğen

    • Yazmaktan korkuyorum sanırım biraz. Kayda değer bir şeyler yazamamaktan, ya da yazdıklarımın beğenilmemesinden falan. 🙂
      Yayımlanmadan önce oturup yazmayı deneyeyim önce. Belki sonra cesaret edebilirim.
      Çok teşekkür ederim teklifin için 🙂 mutlu oldum.

      Beğen

      • Bizim 28günyoga yazılarını bir okusan, hepimiz o kadar benzer duygularla boğuşuyoruz ki. Ürkek yazarlar topluluğuyuz neredeyse bildiğin 🙂 balıklama dalınca gerisi geliyor! Kabuk kırmak için
        çok güvenli bir alan üstelik. Haydi gel gel!

        Beğen

      • Demek katılmaya karar verdin! 🙂 Ben sana bir davetiye gönderiyorum şimdi, sonrasında kolayca yazmaya başlayabilirsin.
        Diğer dileklerin için de çok teşekkür ederim.

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s